"Biz 5-6 arkadaşdık ve kendi yolumuzu gitmeye kara verdik."

1970 de aile Almanya’ya geldi. İlkokulu bitirmek iҫin birtek o Türkiye’de kaldı.

Sonra Duisburg’da ailesinin yanına geldi. Günümüzde söylüyor, “büyük miktar merak ve endişeyle geldim, cünkü bilmiyordum, beni ne bekliyor.”

Ona yabancı dili öğrenmesinde, sporun katkısı oldu. Diğerleriyle birlikte 1980 de ilk Alman-Türk Genclikderneyi kurdu ve aynı görüşte olanlardan büyük destek aldı. Bugün halen spora ve kültüre bağlı

"Ben bu ülkenin bir parcasiyim..."

Aslinda okul ve meslek egitimimi bitirdikten sonra Türkiye'ye geri dönmek
istiyordum. Ama hersey farkli gelisti.

Bayan Kartal 1980 de 16 yasinda Almanya'ya geldi. Yabanci bir ülkede
hersey bir genc kiz icin cok zordu. Fakat okuldaki faaliyetleri Almanya daki kariyerinin bir baslangiciydi.

Yillar sonra dogup ve büyüdügü ülkenin birden cok uzaklarda oldugunu fark etmisti.

"Problem olunca, karamsarliga kapilmayin. Cünkü daha pek cok olanak var....."

Türkiye`de madenciydi ve Almanya`da da madenci. 1000 metre yerin altinda calisti; pislik icinde, sicakta.

Aslinda Türkiye`ye dönmek istiyordu, ama Almanya`da kaldi. Bugün ise, kendisini gelistirmek isteyenlere egitim programlari hazirliyor.

Ve Türkiye`den gelecek olan her yeni göcmene seviniyor.

"Burada misafirperverlik ve saygi biraz daha farkli"

Annesiyle birlikte Almanya`da yasiyor. Almanlar ve Türkler arasindaki farkliliklari taniyor. Bu farkliliklar biraz saskinlik yaratiyor.

Fakat bunun bilincinde olunca insan, pekte sorun olmuyor...

"Eğer Almanca’yı iyi öğrenirseniz, tüm kapılar size açılacaktır"

Bir, göçmen olarak Alman toplumunun değerlerini kabul ederseniz, gelenekleriniz ve göreneklerinizden vazgeçmek zorunda değilsiniz. Eğer entegre olmak için istekliyseniz, o zaman Alman halkı da sizi kabul edecek, içine alacaktır.

Kumru, Erzincan’da doğmuş ve İstanbul'da lise ögretimini bitirmiş. İngiltere'de okumak istemiş, ama ailenin maddi sorunları nedeniyle, Almanya'da okumaya karar vermiş. Kumru, Berlin’de siyaset bilimi okumuş. O zamandan beri Türkiye, Avrupa ve Almanya arasındaki ilişkiler özellikle ilgilendiği konular olmuş.

Bu ilgi mesleğine de yansımış. Aynı zamanda serbest gazeteci olan Kumru, Almanya'daki göçmenlerin sorunları olduğunu fakat ve Almanya’nın birçok fırsatlar sunduğunun da  bilincinde. "Eğer Almanca’yı iyi öğrenirseniz, tüm kapılar size açılacaktır” diyor. Kumru burada hayatın birçok alanını kastediyor: Okul, iş, siyaset, ekonomi ve kamu idaresi...

"Ilk hetapta bayanlar bu fikiri olumlu bulmamislar, ama şüphelerini bir kenara atip, islerine baslamislar"

Gümüş hanim Almanya'da dogmus ve Güldeste derneginin başkanidir.

Düzenli olarak kendi kurumundan 16 başka kadinlarla birlikte öncelikle mutfakta el sanatlari faliyetinde bulunmuslardir. Sonra fikir edinip, kendi çalişmalari, sergi ve sanat eserlerinin dönüstürmek ve bunlari satisa sunmuslardir. Ilk hetapta bayanlar bu fikiri olumlu bulmamislar, ama şüphelerini bir kenara atip, islerine baslamislar.

Ilk sergi cok başarili olmus! Sanatçilar ihtiyaci olanlara Bagişda bulunmuslar. Bu etkinliklerden sonra derneklerini kurmuslar. Bugün sadece sergiden haric,ayni zamanda çocuk gruplari ve yaşlilar icin yurtlari bulunmaktadir. Bu Dernek bir çok Türkiye'den Almanya'ya gelen kadinlar için bir odak noktasi olmustur.

Bayan Gümüş Türkiyeden göc edenlere başta olmak üzere Almanca ögrenmelerini tavsiye eder. Aksi halde, cünkü Anne, hatta kendi degil çocugun ev ödevlerine yardimci olmak da zorlanabilir.